kilo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kilo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Aralık 2009 Cumartesi

Carnitine Yalanı !!!


Spor alanında bugün hala en çok tutulan maddelerden biri karnitin. Karnitin vücuttaki yağ yakımını hızlandırmak ve dolayısıyla kilo kaybı sağlamak bir taraftan da mukavemet gerektiren sporlarda performansı arttırmak için tavsiye ediliyor. Lakin gerçek durum öyle mi, bakalım.

Baştan şunu söylemek gerekir ki henüz bu konuda yeterli sayıda spora yönelik araştırma olmamasına rağmen bugüne kadar yapılanların gösterdiği ek olarak karnitin kullanımının sporda bir ise yaramadığı.

Karnitin eskiden vitaminlerle alâkası olmamasına rağmen Vitamin T olarak adlandırılıyordu, vücutta bulunan bir madde. Bir taraftan günde 15mg kadar karaciğer, böbrekler ve beyinde üretiliyor, diğer taraftan da besin ile günde 10-70mg arasında, dengeli bir beslenmede ortalama 30mg (bilhassa et) alınıyor. Vücuttaki sabit karnitin miktarı 20-25g. Karnitin depolarının %98'i kaslarda, geri kalanı da karaciğer ve böbreklerde bulunuyorlar. İdrar aracılığı ile günde 20mg kadar karnitin atıyoruz.

Karnitin kas hücrelerinde taşımacılık yapıyor. Karmaşık yağ asitlerini yakılacakları (ve dolayısıyla güç sağlayacakları) mitokondriyene taşıyor (beta-oksidasyon için).

Karnitin pazarlanmasında, yani ek olarak karnitin kullananlara söylenmeyen şu: Karnitin kas hücresinde daima yeterli miktarda bulunuyor, yani „karnitinim azaldı“ gibi bir durum kesinlikle söz konusu değil vücutta. İdrar yoluyla atılan carnitin oranından çok daha fazlası besin yoluyla alınıyor zâten. Ayrıca vücut fazla carnitini de depoluyor.

Bugüne kadar yapılmış bilimsel araştırmaların gösterdiği sağlıklı bir vücutta, ki buna profesyonel sporcular da dahil karnitin eksiği yok, her zaman yeterli miktarda karnitin var.

Önemli ve gene söylenmeyen bir nokta ağızdan alınan karnitinin kas hücrelerine ulaşmaması, tam tersine kana karışıyor. Bu da asıl gerekli olduğu yer olan kas hücrelerinde fazla karnitin mânâsına gelmiyor. Kas

hücresinde karnitin oranı 3-4mmol/litre, kanda 40-60µmol/litre, yani kanda çok daha az, dolayısıyla ağızdan karnitin alınınca sadece kandaki karnitin oranı yükseliyor, fakat bunun performans arttırımı falan konusunda hiçbir faydası yok. Kandaki karnitin idrar ile işlenmeden atılıyor. dolayısıyla aslında ağızdan karnitin almak parayı sokağa atmak ile eşdeğer. Nazarî olarak ağızdan alınan karnitinin kana değil de kaslara yerleştiğini düşünsek bile buradaki yağ yakımını arttırması gerekmiyor, çünkü karnitinin ne miktarda bulunduğu yağ yakımının ne derece hızlı olacağını belirleyen ölçü değil. Bu daha ziyâde yağ sindirimine yardımcı olan Lipaz enzimi ile alâkalı, onun da karnitin miktarı ile bir bağlantısı yok. Buna ek olarak karnitinin üstlendiği işlem zâten fizyolojik azamî hızda gerçekleşiyor, yani daha fazla karnitin, daha yüksek hız mânâsına gelmiyor

Mukavemet sporlarında önemli olan kasın çalışması sırasında yağ dokusundan ve kısmen kas dokusundan ne kadar serbest yağ asidinin harekete geçirilebildiği ve yakımın gerçekleştireleceği ne kadar mitokondriyen bulunduğu. Bu da sadece antrenman ile bağlantılı bir durum. Ne kadar çok antrenman, o kadar çok mitokondriyen demek.

Bir örnekle açıklama gerekirse: Karnitin taksi, serbest yağ asitleri müşteriler. Mitokondriyen ise otel, beta oksidasyon, yani yağ yakımı da otelin cirosu. ağızdan karnitin alımı taksi sayısını arttırmıyor, fakat dediğimiz gibi arttırdığını farz etsek bile müşteri (yağ asidi) sayısında artış olmadığı sürece taksi sayısının artmasının hiçbir faydası yok.

Karnitinin antioksidan ve damar genişletici etkisi var, orası tartışılmaz. Kezâ çocuklar için karnitin araştırmaları var, değişik yaş gruplar, çeşitli hastalıklar üzerinde karnitin araştırmaları var.

Yalnız ağızdan sporcuların yağ yakımı ya da güç arttırımı gibi nedenlerle karnitin almasının bir getirisi yok.

25 Aralık 2009 Cuma

Düz Bir Karına Sahip Olmak İçin veya Vücudun Herhangi Bir Bölgesindeki Yağlardan Kurtulmak İçin Ne Yapılmalı?



Bunun cevabını size vermeden evvel ana kural olarak bilinmesi ve hiç unutulmaması gereken husus şudur:

“Yalnızca istediğiniz bölgeden kilo kaybetmek hiç bir zaman mümkün değildir.”
Erkeklerde yağ, genellikle bel bölgesinde, kadınlarda ise, kalça bölgesinde depolanır. Belli bir bölgedeki yağı eritmeye yarayan bir egzersiz veya sihirli bir krem henüz ortaya çıkmamıştır. Bu konuda “Liposuction” dışında başka bir estetik müdahale prosedürü de yoktur. Yağlar ilk olarak sözünü ettiğimiz bu bölgelerde depolanır ve en son olarak da bu bölgeyi terk eder.

Düz bir karın ve mide, ya da biçimli kalçalara sahip olmanın yolu, düşük yağ içeren bir beslenmeden ve düzenli aerobik türü çalışmaların, fitness ve vücut geliştirme ile takviyesinden geçer. Mekikler, yan, iç ve arka bacak çalışmaları, diğer vücut kısımları için yapılan form kazanma ve güçlenme egzersizleri, hem mide ve bel bölgesinde, hem de kaslarda ki yağ tabakalarını azaltarak, kalça ve bacakların, mide ve karın kaslarının daha sıkı ve biçimli görünmesini sağlayacaktır.